Kamu Kurumlarında Sosyal Medyanın Yeri ve Önemi

  1. Ana Sayfa
  2. Blog
  3. Kamu Kurumlarında Sosyal Medyanın Yeri ve Önemi

Kamu Kurumlarında Sosyal Medyanın Yeri ve Önemi

Bilgiye ulaşmanın en hızlı dönemini yaşamaktayız. Sadece bilgi değil hizmetlerin çeşitliliği ve sorgulanabilmesi de tarihin en üst noktasında. Bunu mümkün kılan ise internet. Kim, Ne Zaman, Nerede ve Nasıl gibi soruları çok hızlı şekilde cevaplanırken Devletin temel yapı birimi olan vatandaşlar aynı etkileşimi Kamusal alandan da bekliyor. Türkiye, yeniliklere özellikle de teknolojik gelişmelere çok açık bir ülke. Bu konuda ülkemle gurur duyuyorum.

Sizlere bu yazımda Kamu Kurumlarımızda Sosyal Medyanın Yeri ve Önemine dair yaptığım araştırmaları içeren bilgiler paylaşacağım. Bu yazıyı oluştururken farklı akademik çalışmalar ve dijital bilgi kaynağından faydalandım.


Telgraf

Elimizden düşmeyen akıllı cihazlar ve bir türlü çıkmak bilmediğimiz sosyal ağlar. Dünya’nın kapıldığı sosyal medya rüzgarının aslında çok eski tarihi var. Sosyal medya’nın kökeni 1840’lara kadar dayanıyor. Evet, yanlış okumuyorsunuz! O zamanlar ABD içerisindeki iletişimi sağlayan telgraf hattı, sosyal medyanın filizlenmesini sağlayan ilk tomurcuk olarak kabul ediliyor.

Tabi sosyal medyanın dijital dünyadaki karşılığı yaklaşık 100 yıl sonrasında gerçekleşmeye başladı. PLATO (1960) adı verilen şuan ki bilgisayar sistemine geçtikten sonra Sosyal Medya’nın ilkel şekilde görülmesi bu sistem çalışanlarının iletişimini sağlayan Notes ile oldu (1973). Tabi yıllar sonra MSN (MicroSoft Network) ortaya çıktı. Fakat toplumumuzun benimsediği anlamdaki sosyal medya yaygınlığı 2004 yılında Facebook’un kurulmasıyla başladı. Daha sonra Twitter, Instagram ve diğerleri çıktı. Facebook, Twitter ve Instagram üçlüsünün ziyaretçi verileri günümüzde o kadar çılgın rakamlara ulaştı ki bu üçlü şuan birçok Dünya devletinden daha önemli ve güçlü yapıya sahip. Rakamsal olarak konuşayım:

Sosyal Medya

Facebook, 2019 Aralık verilerine göre 2.5 milyar aylık tekil kullanıcıyı ağırlıyor ve 111 dilde yayın yapıyor.
Twitter‘ın 2019 Şubat verilerine göre 321 milyon aktif kullanıcısı bulunuyor.
Instagram ise 1 milyar kullanıcı sayısına sahip.
Pardon unutuyordum. Youtube gibi yeni medyamız var. Youtube, son verilere göre 2 milyar aktif kullanıcısıyla Dünyanın en büyük ikinci sosyal medya kanalı olma özelliği taşıyor.

Artık insanlar, Dünyayı sosyal ağların oluşturduğu yeni medya üzerinden takip ediyor. Buradaki etkileşimler de hayatı yönlendiriyor.

Kamu Kurumlarında Sosyal Medyanın Önemi Üzerine Yazılmış Akademik Makalelerden Alıntılar

1- İngiliz Hükümeti tarafından kamu çalışanları için yayımlanan bir sosyal medya rehberinde; diğer iletişim kanalları ile birlikte sosyal medyanın; kamu kurumlarına, vatandaşlarla onların bulunduğu yerde/ortamda iletişime geçebilmeleri konusunda yardım edebileceği, vatandaşlara danışma, büyük kitlelerin görüşlerini dinleme ve meselelere dâhil olma konularında, daha şeffaf ve hesap verilebilir olunması hususunda kullanılabileceği, kamu ile oluşturulacak diyaloğun bir parçası olunmasına katkı sağlayabileceği, son
olarak kamu kurumlarının her şeyi yalnız başına yapamayacağının ve bu kapsamda yardım edebileceklerle ve yardım etmeye isteklilerle birlikte çalışılacağının anlaşılmasına katkı sağlayacağı konularında faydası olabileceğinden bahsedilmektedir.

Sosyal medyanın kamu kurumları için getirdiği fırsatların önemine dikkat çeken
başka bir çalışmada ise, Leavey (2013: 12) tarafından sosyal medyanın;
demokratik temsilin geliştirilmesinde, sağlık, ulaşım gibi alanları içeren kamu
hizmetlerindeki erken ikaz uygulamalarında yaşanan problemlerin
giderilmesinde, kontrol edilemeyen/zorlu sosyal problemleri yeni bakış açıları ile
desteklemede, her seviyedeki kamu kurumunda bilgi paylaşımı ve işbirliğinde,
fikir ve davranışların doğru anlaşılması temelinde, yüksek derecede etkili
kamusal bilgi elde etme kampanyalarının geliştirilmesinde, ideolojik olarak
yürütülen politikalara karşı kontrol sağlanmasında potansiyeli olduğu öne
sürülmektedir.

KAMU YÖNETİMİNDE SOSYAL MEDYA KULLANIMI VE YÖNETİMİ

Sosyal medyanın kamu kurumlarına sunduğun birçok temel fırsatın ele alındığı
benzer bir çalışmada ise Berrot vd. (aktaran: Prajapati ve Sharma, 2013: 7)
tarafından bu fırsatlar; sosyal medya teknolojilerinin kullanımıyla beraber,
katılımcı diyaloğun teşvik edilmesi ve politika geliştirilmesi ve uygulamaları
konularında vatandaşların demokratik katılımlarının sağlanması, kamu
kurumlarının ve vatandaşların; hizmet kalitesini, dağıtımını ve talep karşılama
derecelerini artırmak için birlikte yaptıkları ortak üretimler, sosyal medya ile
yeniliklerin ortaya çıkarılması ve büyük sosyal meselelere çözümler
getirilmesinde kamuoyunun bilgisine ve yeteneklerine başvurulması,
acil/önemli/adli olaylarda sosyal medya üzerinden anlık ve doğru bilgi
paylaşımının yapılabilmesi, resmi görevlilere toplumda süregelen olaylarla ilgili
daha fazla bilgi sağlanması, sosyal medyanın polisler tarafından yürütülen olay
incelemelerinde kullanılması, özellikle meydana gelen olayların insanlar
tarafından kaydedilip resim/video olarak paylaşılmasının yaygınlığından
hareketle, vatandaş gazeteciliğinden yararlanılması şeklinde sıralanmıştır.

Kaynak: KAMU YÖNETİMİNDE SOSYAL MEDYA KULLANIMI VE YÖNETİMİ: TEMEL İLKELER VE ÖNERİLER, Taylan GÜLASLAN, Doktora Tezi (https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=MzP7PYssFqdb3WIjlroAka9BgB-m2jeMqEA9Tq4YNEyPS32L2NoNnP_eG4JyFSLs)

2-E-BELEDİYE FAALİYETLERİNDE SOSYAL MEDYA KULLANIMI
Son yıllarda web 2.0, sosyal medya ve diğer teknolojilerde etkileyici ve çoğunlukla beklenmedik büyüme olması; birçok vatandaşın bu teknolojileri ve araçları “yaşam kalitesinde yeni bir boyut ve günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası olarak düşünmeye başlaması” ile sonuçlandı (Glasco, 2012).

Günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası olarak görülen bu teknolojilere ve iletişim araçlarına kamu yönetimi organlarının uzak kalması, sadece güncellikten uzak kalmak anlamına değil, aynı zamanda hemen hemen her hanede en az bir birey ile doğrudan iletişim kurabilme fırsatını kaçırması anlamına gelmektedir. Belediyelerin, sistemli ve denetimli bir şekilde sosyal medya platformlarını kullanmaları bir ihtiyaç haline gelmiştir.

Sosyal medya teknolojileri, yönetimsel iş alanına, katılımın sağlandığı ve geliştirilen kamu hizmetlerinin hayata geçirildiği platformlar olarak giriş yapmaya başlamıştır (Oliveira ve Welch, 2013) ve belediyeler için sosyal medya kullanımı, vatandaşlarla etkili iletişim kurma, hızlı dönüt alma ve halkın görüşlerinin–eğilimlerinin tespiti açısından, önemli bir fırsata dönüşmüştür (Golbeck ve diğ., 2010; Graham ve diğ., 2015; Mossberger ve diğ., 2013; Agostino, 2013).

Sosyal medya araçları üzerinden belediye hizmetlerini sunma ve kamu ile etkili iletişim kurma fırsatlarına sahip olan belediyeler aynı zamanda, doğru sosyal medyanın doğru ve etkili kullanımı ile daha katılımcı, daha şeffaf, daha demokratik ve daha hesap verebilir bir yönetişim anlayışını hayata geçirme şansına da sahiptirler (Golbeck ve diğ., 2010; Bonsón ve diğ., 2012).

Kaynak: E-BELEDİYE FAALİYETLERİNDE SOSYAL MEDYA KULLANIMININ ETKİLERİNİN E-YÖNETİŞİM BAĞLAMINDA İNCELENMESİ, Mehmet BÜTÜN, Yüksek Lisans Tezi (https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=cbOXH84ZayrLjc0tI-QXKpfmO0X41TcpVTliUS1bEnxvVYG5RWoc9hZ_4P7NjeFa)

3- Sosyal Medya, Kamusal Alan İlişkisi
Nicholas Negroponte, “Bilgi ve enformasyonun aktarılmasında geleneksel iletişim teknolojilerinin sunduğu ölçek ve hız sorununu aşarak, isteyen herkesin istediği konuda bilgiye ulaşmasını sağlayacak olan bir araç olarak tanımlanan internet,” insanların kendi içeriklerini üretebilecekleri ortamlara da zemin hazırlamıştır. (Negroponte, 1995) Böylece insanlar internet ve beraberinde getirdiği sosyal medyayı kullanarak demokratik katılımla habere ve bilgiye anında ulaşabilen, içerik ve yorumlarını paylaşılabildiği bir alan oluşmuştur. Teorik olarak katılım imkanlarını artıran her düşüncenin özgürce söylenebildiği sosyal ortamlar kamusal alan tartışmalarına dahil olması sonucunu da beraberinde getirmiştir. Sosyal medya doğrudan demokrasi ve katılım için yeni fırsat olarak gören görüşlerin yanında kamusal alanı tahrip ettiği yönünde düşüncelerde gündeme gelmiştir. Söz konusu yeni medya/sosyal medya döneminde eskiye kıyasla bilginin özgürce dolaşımı ve paylaşımı daha kolay sağlanabilirken, kullanıcılar aktif biçimde sahip oldukları her şeyi paylaşabilmektedirler. Tek taraflı enforme edilmeden, kendileri bizzat özne olarak gerek haberin kaynağı, gerekse haberin yorumcusu olabilmektedirler. Yaşanan bu gelişmeler sosyal medyanın toplum üzerinde ve gündemin belirlemesinde de etkili olmuştur. (Babacan, Haşlak, & Hira, 2011, s. 72)

Harold Innis ve Marshall Mcluhan, yeni medya yani sosyal medyaya olumlu bakan önemli düşünürlerdendir. İletişim kuramcısı olan farklı birçok alanda araştırma yapan Mcluhan, teknolojinin iktidarı yayacağını söyleyerek iyimser bir tablo çizmektedir. Innis ise demokratik bir katılımdan söz edilecekse bunun ancak sözün aracılandırılmadığı iletişim ortamıyla mümkün olacağını söylemektedir. (Timisi, 2003, s. 14) Innis, burada sosyal medyaya atıfta bulunmaktadır. Innis ve Mcluhan’ın görüşlerinin aksine eleştirel bir yaklaşım ise, kitle iletişim araçlarının modern dünyada kendi rasyonalitesini politik rasyonalite haline dönüştürdüğünü bu dönüşümün gerisinde teknolojiyi toplumsalı siyasaldan soyutlayan bir sınıflandırıcı ideolojik yapılanmanın olduğunu belirtmektedir. (Timisi, 2003, s. 14) Burada belirtilen eleştirisel yaklaşımın öncüsü olan Frankfurt Okulu’nun en önemli temsilcilerinden Habermas’dır. “Haberrmas, demokratik bir iletişim biçiminin oluşturucu öğelerini kamusal alan tartışması çerçevesinde açıklarken, aynı zamanda da iletişim araçlarının siyasi ve ticari iktidarın alanı içinde kamusal alanı nasıl ortadan kaldıran bir işlev yüklendiğini açıklamaktadır.” (Timisi, 2003, s. 15)

Kaynak: KAMUSAL ALAN OLARAK SOSYAL MEDYANIN GÜNDEM BELİRLEME GÜCÜ: 10 AĞUSTOS 2014 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA, Ensar KORKMAZ, Yüksek Lisans Tezi (https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=WBc656i315e2eV6-EZV1oswuL_rnroOyHA7NRp5DeM6lD-jsC5Uyta2xXMTthsDt)

4- KAMU YÖNETİCİLERİNİN BİR KRİZ YÖNETİM ARACI OLARAK SOSYAL MEDYAYI KULLANIMI
Krizler yönetim ve kurumların işleyişini bozan, normal iş ve hizmet sürecini sekteye uğratan bazen belirtileri olsa da bazen aniden ortaya çıkan ve ivedilikle çözülmesi gereken çözülmediği takdirde yönetim ve kurumun varlığını tehdit eden kaotik durumlardır. Günümüzde internet ve sosyal medya aracığı ile dünyanın insanların avuçlarının içinde olması kriz ve kriz yönetimini farklı bir bakış açısı ile ele almayı gerekli kılmıştır. Sosyal medyanın zamanla sınırlı olmaması, bilgilerin ışık hızında yayılması, kitle oluşturma, organize olmada sağladığı kolaylık açısından kriz yönetimine avantajı ya da dezavantajının göz önünde bulundurulmasını zorunlu hale getirmektedir.

Sosyal medya yönetimlerin, kurumların veya kişilerin ağ teknolojileri üzerinden içerik oluşturdukları ve paylaştıkları bu şekilde etkileşime geçtikleri uygulama ve araçların tamamını kapsamaktadır. Kriz zamanları duyguların ( korku, panik, endişe, belirsizlik, kaos ve ne yapacağını bilememe) en yoğun yaşandığı zamanlardır. İnsanların bu duygularının kontrol edilmesi sosyal medyanın sunduğu anlık iletişim özelliği ile daha kolay olmaktadır. Yöneticilerin bu durumun farkında olması ve lider sıfatı ile halka yön vermesi, krizi liderliğini üstlenmesi ve krizden başarı ile çıkması halinde hem kendi imajı hem de kurduğu yönetimin imajı, varlığının meşrutiyeti daha da güçlenecektir.

Kriz yönetim sürecinde medyanın ve sosyal medyanın etkili ve aktif bir şekilde, doğru, herkesin güvenebileceği iletişim kanalları aracılığı ile (resmi internet sayfaları gibi), ekip çalışması ve sistematik olarak kullanılması yöneticilerin krizi çözmelerinde; kullanılamaması durumunda ise krizi kontrol edemeyerek krizin yayılmasında önemli bir faktör olacağı düşünülmektedir. Kriz anında halkın/vatandaşın doğru bilgilendirilmesi, kaos ortamının önüne geçilerek motive edilmesi, ne yapılması gerektiğinin doğru ve zamanında aktarılması yöneticilere önemli görev ve sorumluluk yüklemektedir.

Kaynak: KAMU YÖNETİCİLERİNİN BİR KRİZ YÖNETİM ARACI OLARAK SOSYAL MEDYAYI KULLANIMI, Hilal ŞİŞİK, Yüksek Lisans Tezi (https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=Mir2lXQK1dkmQ9Ige3PZbhWDywPDt9_atZjfue7u3GnegDlFgDKFvWfeCP9T9TFI)

Kamu Kurumlarında Sosyal Medyanın Yeri ve Önemi

Toparlayacak olursak;
– Kamu Kurumlarında Sosyal Medya’nın kullanımı kaçınılmaz gerçektir.

– Kurumların iletişim bölümleri, “yeni medya” başlığı altında yaygınlaşan bu alana çok fazla önem vermelidir.

– Alanında uzman kişiler yani Sosyal Medya Uzmanlarına kurumda yer verilmelidir. Bu iş, sosyal ağlarda iki tweet atıp story paylaşmak kadar basit değildir. Paylaşımın konusu, grafiksel oluşumu, metinsel alanın oluşturulması ve son olarak doğru zamanda yayınlanması çok önemlidir.

– Yakın zamanda (birkaç yıl) medya alanı çok aktif olan kurumlarda “Sosyal Medya”, kurumun yönetim şemasında olmazsa olmazları arasına gireceği için şimdiden kamu kurumlarının bu yapılanmaya gitmesi gelecek için büyük kolaylık sağlayacaktır. Bu konuda hızlı davranan kurumlardan birisi olan Ankara Büyükşehir Belediyesi, “Sosyal Medya Dairesi Başkanlığı” kurarak ilgili alanda yenilikçi bir atılım gerçekleştirmiş. Öte yandan Antalya Büyükşehir Belediyesi de Sosyal Medya İletişim Şube Müdürlüğü ile yenilikçi kamu kurumları arasında dikkat çekiyor. Tabi sadece belediyeler değil Jandarma Genel Komutanlığı’da Sosyal Medya Şube Müdürlüğünü 2017 yılında kurmuştu.

– Günümüzde bilgiye olduğu gibi hizmete de ulaşım çok hızlı olduğu için vatandaşın taleplerini etkili şekilde yerine getirmek, kamu düzenini korumak, Devlet organlarının itibarını korumak ve yüceltmek ve birçok kamusal iletişim ihtiyacını gidermek için Sosyal Medya’nın kamu kurumlarında profesyonel şekilde yapılandırılıp kullanıma açılması elzemdir.

Yorum Yaz...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir